oss puanlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oss puanlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2009 Salı

Öğrenciler ÖSS'de tercih yaparken baskı altında kalıyor

- Uzmanlar, Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) giren öğrencilerin sınav sonrası tercih yaparken aile, okul ve dershane baskısı altında tercih yaptıklarını, bunun da öğrenciyi mutsuz ettiğini belirtiyor.

Özel bir dershanede rehber öğretmenlik yapan Abdullah Tuna, ÖSS puanlarının açıklanmasının ardından öğrenciler için zorlu bir döneme girildiğini belirterek, "Tercih yapma süresi içinde sınava giren öğrenci, gerek ailesi, gerek okulu, gerekse gittiği dershanesi tarafından tercihler konusunda baskı görüyor. Çocuk bu baskı neticesi kendi istediği bölümden çok ailesi, okulu ve dershanedekilerin yönlendirdiği bölümleri yazıyor. Bu çevrelerde çoğunlukla mezun olur olunmaz iş imkanı olan bölümlerin tercih edilmesini istiyor. Bunlar öğretmenlik, tıp, bilgisayar mühendisliği gibi bölümler. Oysa ki biz rehber öğretmenler, 'En iyi bölüm sevdiğin bölümdür' prensibini tercihler için daha uygun görüyoruz" dedi.

ÇOCUĞUN GELECEĞİ ETKİLENİYOR

Öğrencinin sevmediği bir bölüme gitmesinin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapacağını da dile getiren Tuna, "Belki öğrenci bu bölümden mezun olunca iyi bir işe ve iyi bir maaşa kavuşabilir ancak sevmediği bir işi yaptığı için tam manasıyla mutlu olamaz. Sevmediği bir bölümde okumakta öğrencinin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapabilir. Kendine güveni sarsılır ve mutsuz olur. Bu nedenle bizce öğrenci tercih yapacaksa sevdiği bölümleri en başa yazmalıdır. Belki puanı daha iyi yerlere yetebilir ama mutsuz olacağı bir bölümde okumak ona bir şey kazandırmayacaktır. Bu nedenle öğrenci tercih yaparken mutlaka fikri ve yetenekleri göz önüne alınmalı ve bu yönde yardımcı olunmalıdır" şeklinde konuştu.

İhlas Haber Ajansı

ÖSS'de puanı düşük olana müjde !

ÖSS’de düşük puan alan öğrencilerin imdadına ‘ek kontenjan ve düşük taban puan’ sistemi yetişti. Fakülteler kontenjanlarını artırdıklarını ve 405 bin ek öğrenci alacaklarını açıkladı

EBRU BARAN İSTANBUL

ÖSS sonuçlarından ‘düşük puan’ alan öğrencilere tercih öncesinde ‘kontenjan ve taban puan müjdesi’ geldi. Bu yılki ÖSS’de öğrencilerin başarı grafiği düşerken, okulların kontenjan rakamları artıyor ve bölümlerin taban puanlarında düşüş bekleniyor. Kendi puan türlerinde en yüksek puan ve ortalamayla öğrenci alan tıp fakültelerinde bin, hukuk fakültelerinde ise 2 bin öğrencilik kontenjan artışı söz konusu.

TABAN PUANLAR DÜŞECEK

Bu bölümlere, 2008’deki taban puanlarından daha düşük taban puanlarla girmek de mümkün olacak. Üniversitelerin öğrenci kontenjanlarındaki artış bu yıl neredeyse ikiye katlanmış durumda. Üniversitelerin 2009-2010 akademik yılı kontenjanlarına göre ön lisans programlarına yaklaşık 302 bin, lisans programlarına ise yaklaşık 333 bin olmak üzere toplamda 635 bin öğrenci alınacak. Bu rakamlar 2008-2009 akademik yılında toplamda yaklaşık 532 bin civarındaydı. Sınavın zorluğundan dolayı öğrencilerin genel başarı oranındaki düşüşe rağmen, kontenjanlardaki artışa dikkat çeken Modern Eğitim Dershaneleri Rehberlik Bölüm Başkanı Emrah Aydın, şu bilgileri verdi: ‘Bu yıl ki tercihlerle ilgili en önemli nokta üniversitelerin kontenjanlarında meydana gelen artışlardır. Yaklaşık 405 bin öğrencilik bir artış var. Kontenjan artışı sayesinde sınavın zorluğu yani öğrencilerin geçtiğimiz yıla oranla daha düşük puanlar almaları ile birlikte bölümlerin puanlarında da bir takım düşüşler meydana gelebilir.

2 BİN EK HUKUK ÖĞRENCİSİ

Örneğin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geçen yıl en son bin 920’nci sırada yer alan ve 343.811 puan almış bir öğrenci yerleşmiş iken bu yıl daha düşük bir sıralamaya ve belki de puana sahip bir öğrenci de yerleşebilir. Tabi burada bölümlerin kontenjanlarında meydana gelen artışlar da dikkate alınmalıdır. Yine hukuk fakültelerinden örnek verecek olursak, bu yıl hukuk fakültelerinin toplam kontenjanının geçen yıla göre yaklaşık 2 bin kişi civarında bir artış gösterdiğini bu artışın büyük bir bölümünün devlet üniversitelerinde olduğunu vurgulamakta fayda var.

Bölümler ve kontenjanları (1)

TIP FAKÜLTELERİ

İnsanların sağlığını koruma ve geliştirme, hastalık ve sakatlıklarını iyileştirme alanında çalışacak hekimleri yetiştirme ile ilgili eğitim ve araştırma yapılır. Tıp fakültesi diploması alan bir kimse pratisyen hekim ünvanını taşır. Bir pratisyen hekim, uzmanlık sınavında başarılı olduğu taktirde aşağıda belirtilen alanlardan birinde uzmanlaşabilir:

Programın Amacı: Tıp programının amacı, insanların sağlığını koruma ve geliştirme, hastalık ve sakatlıklarını iyileştirme alanında çalışacak sağlık personelini (hekimleri) yetiştirmek ve bu alanda araştırmalar yapmaktır.

Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Tıp programında eğitim süresi 6 yıldır. Bu fakültelerde öğretim ‘Tıp Doktorluğu’ ve ‘Temel Tıp Bilimlerinde Lisans Eğitimi’ olmak üzere iki düzeyde yapılır. Tıp doktorluğu düzeyi üç kademeden oluşur:

(1) Temel Tıp Bilimleri Önlisans Kademesi, öğretimin ilk iki yılını kapsar. Bu dönemde biyoloji, fizik, kimya dersleri ile anatomi, fizyoloji, mikrobiyoloji vb. temel tıp dersleri verilir.

(2) Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Kademesi, öğretimin 3., 4. ve 5. sınıflarını kapsamakta ve bazı temel tıp bilimleri dersleri ile klinik, poliklinik gibi uygulama alanları ve gerekli laboratuvar çalışmalarını içermektedir.

(3) Öğretimin 6. yılını kapsayan Aile Hekimliği Kademesi, klinik ve poliklinik uygulamalarını içermektedir. Temel Tıp Bilimleri Lisans Eğitimi ise, Temel Tıp Bilimleri Önlisans Kademesini başarı ile tamamlayanlardan dileyenlerin devam edebilecekleri 2 yıllık bir eğitimdir. Bu dönemde, botanik, zooloji, anatomi, biyokimya, biyofizik, mikrobiyoloji vb. dersler okutulmaktadır.

Gereken Nitelikler: Tıp programında okumak ve doktor olmak isteyen kimselerin çok üstün bir akademik yeteneğe, kuvvetli bir dikkat ve belleğe; operatör olmak isteyenlerin ayrıca el-parmak becerisine sahip olmaları gerekir. Tıp eğitimi uzun ve yorucu bir eğitimdir. Bunun için kişinin bilime, özellikle biyoloji, fizik, kimya, anatomi ve fizyolojiye içten ilgi duyması, sabırlı ve azimli olması, meslekdaşları ve hastaları ile iyi iletişim kurabilmesi için hoşgörülü, insan sevgisi ve insanlara yardım isteği güçlü bir kimse olması gerekir. Tıp eğitimi uzun ve masraflı bir eğitimdir. Kişinin bu hususu göz önünde tutması gereklidir. Tıp programının sonunda verilen diplomalar ise ‘Temel Tıp Bilimleri Önlisans Diploması, Temel Tıp Bilimleri Lisans Diploması, Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Diploması, Tıp Doktorluğu Diploması şeklinde sıralanıyor.

Üniversiteyi kazanma şansı arttı

Benzer şekilde örneğin sayısal alanda da tıp fakültelerinin kontenjanlarında da yaklaşık bin kişilik bir artış meydana geldi. Bu bölümler gerek tıp fakültesi, gerekse hukuk fakültesi olsun kendi puan türlerinde en yüksek puan ve ortalamalarla öğrenci alan bölümler. Dolayısıyla buralarda meydana gelecek en küçük kontenjan artışları bile daha düşük puanla öğrencilerin yerleştiği programların da puanlarını etkileyecektir. Bu şekilde diğer bölümlerde meydana gelen kontenjan arttırımları ile birlikte yukarıdan aşağıya doğru zincirleme bir reaksiyon başlayacak ve geçtiğimiz yıllara göre daha düşük sıralamalara sahip olan öğrencilerimizin bile üniversiteye girme şansları ortaya çıkacaktır.

Her 100 hekimi 1 oda denetler

Her 100 hekimin bulunduğu yerde bir tabipler odası açılır. Odalar, hekimlerin çalışmalarını denetler, haklarını korur. Hekimlerin gece ve hafta sonu nöbetleri vardır. Ülkemizde hekim sayısı az olduğundan bir hekime düşen hasta sayısı da aynı oranda olur. Tıp doktorluğu diploması alan bir kimse ‘pratisyen doktor’ ünvanını taşır. Tıp doktoru olan kimse ise Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nda (TUS) başarılı olduğu takdirde ‘koruyucu hekimlik, iyileştirici hekimlik, akademik uzmanlık ve laboratuvar’ dallarında uzmanlaşabilir.

SBS’de tercih süresi 17 Temmuz’da bitiyor

Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine öğrenci yerleştirmek amacıyla gerçekleştirilen ve ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarının da katılarak hesaplandığı Ortaöğretim Yerleştirme Puanlarına (OYP) göre tercih yapma süresi başladı. Tercihler, öğrenci velisi tarafından 17 Temmuz 2009 tarihine kadar ‘’http://www.meb.gov.tr, http://oges.meb.gov.tr veya http://e-okul.meb.gov.tr’’ adreslerinde yayımlanan tercih listelerindeki okulların tercih kodlarına göre bireysel olarak yapılacak. Öğrenciler bir defa olmak kaydıyla 12 tercihte bulunacak. Sınavla öğrenci alan okul türlerine OYP’si 196 ve üzeri olan öğrenciler tercih yapabilecek. Tercih yapacak her öğrenci, okul aile birliğine makbuz karşılığı 5 TL yatıracak.

Sağlık personeli ihtiyacı artıyor

Modern Eğitim Dershaneleri (MED) Rehberlik Bölüm Başkanı Emrah Aydın, çalışma alanlarına ilişkin şu bilgileri verdi: ‘Ülkemizin sağlık personeline ve hekime ihtiyacı gittikçe artmaktadır. Bu yetersizlik ve dengesizlik yüzünden sağlıkta istenen gelişme sağlanamamaktadır. Hekimlerin yüzde 70’i uzman olup, gelişmiş bölgelerde toplandıkları göz önüne alınırsa az gelişmiş bölgelerdeki hekim ihtiyacı daha iyi anlaşılabilir.’

Star Gazetesi

10 Temmuz 2009 Cuma

ÖSS'de puanlar, geçen seneye göre düşük gelecek

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, YÖK'ün, ''ÖSS'de baraj puanlarının aşılmasını kolaylaştıracak'' kararının isabetli bir karar olduğunu belirterek, ''Bu sene karşılaşılan tablo şu: Soru sorma tekniği ve soruların ağırlığı nedeniyle alınan puanlarda geçen seneye göre bir düşüş söz konusudur'' dedi.
Prof. Dr. Özgenç, YÖK'te basın mensupları için bilgilendirme toplantısı yaptı.
Toplantıda, gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özgenç, bir gazetecinin, YÖK'ün, ''ÖSS'de baraj puanlarının geçilmesini kolaylaştıracak kararını'' hatırlatması üzerine, Türkiye'deki ÖSS'nin başarıyı ölçen bir sınav olmadığını belirtti.
Teorik olarak bakıldığında Türkiye'de ortaöğrenimi başarıyla bitirmiş herkesin yükseköğrenim görme hakkına sahip olduğunu ifade eden Özgenç, şunları söyledi:
''Türkiye açısından şöyle bir problemimiz var: Türkiye'de ortaöğrenimi başarıyla bitirmiş herkese Türkiye şartlarında yükseköğrenim görme imkanı sağlayamıyoruz. Bu nedenle yükseköğrenim görme statüsüne sahip olan insanlar arasında bir eleme yapmamız gerekiyor. ÖSS'miz bir eleme sınavıdır. Dolayısıyla bu sınavla ilgili normalde bir baraj puanının belirlenmesine gerek yoktur ama böyle bir baraj puanı belirlenmiştir. Bir barajın belirlenmiş olması, bizde bir sınırlama fonksiyonu oluşturmamalıdır. Yükseköğrenimden yararlanma konusunda kapasiteyi artırıyorsak, sınava giren öğrencilerden mümkün olduğunca kapasiteyi dolduracak sayının belirlenmesi yoluna gitmemiz gerekir.''
ÖSS'de her yıl sorulan soruların ağırlık derecelerinin aynı olmadığını belirten Özgenç, ''Ama şunu diyemeyiz: Bu yıl ÖSS'ye giren öğrencilerin bilgi düzeyi, bir yıl önce ÖSS'ye giren öğrencilerin bilgi düzeyinden daha fazladır veya daha azdır. Ama sorular soruların ağırlığına göre, bu sene ÖSS'de puan geçen yıla göre daha düşük olmuş olabilir'' diye konuştu.
Özgenç, ''Bu sene karşılaşılan tablo şu: Soru sorma tekniği ve sorulan soruların ağırlığı nedeniyle alınan puanlarda geçen seneye göre bir düşüş söz konusu. Bu düşüşün yükseköğrenime yerleştirme bakımından ortaya çıkaracağı sorunu gidermek amacıyla bir revizyon yapılmıştır. Taban puan belirlemesinde bir revizyon yapılmıştır'' bilgisini verdi.

-''713 BİN KİŞİ TERCİHTE BULUNABİLECEK''-
Bir gazetecinin, öğrencilerin, Türkçe ve fen testinde zorlandıklarını ifade etmelerini hatırlatması üzerine Özgenç, test usulü sınavlarda öğrencilerin sorulan sorulara en seri şekilde cevap vermeye alıştırıldığını belirtti.
Özgenç, cevap vermedeki serilikten kaynaklanan bir sorun olarak Türkçe soruları için fazla zaman kaybedildiğini, diğer testleri çözmek için vakit kalmaması gibi bir sonuç ortaya çıktığını söyledi.
Özgenç, ''Böyle birtakım teknik sorunlar mevcuttur ama yapılan değerlendirmelerin eşitsizliğe sebebiyet verecek bir sonuç ortaya çıkarması söz konusu değil'' dedi.
Eğer geçen yılki ölçüler gözönüne alınacaksa 165 puanı geçen 630 bin kişinin yerleştirme bakımından tercihte bulunabileceğini ifade eden Özgenç, bu revizyonla sayının 713 bin kişiye çıktığını açıkladı.
İzzet Özgenç, şöyle devam etti:
''145 baraj puanı ile ilgili olarak ise geçen yıl soruların yüzde 15'ini yanıtlayan kişi, 18 net soruyu yapması lazım. Yani 18 net soru yapması lazım ki yüzde 15 başarı sağlansın. Yüzde 10'a indirildiğinde 12 net soru yapması lazım. Önlisans programlarına yerleştirilebilmesi için bir öğrencinin 145 soruda 12 net soru yapması aranacaktır. Lisansta ise 180 soruda yapılan revizyonla 36 net soruyu doğru cevaplandıran kişi lisans programlarından birine yerleştirilmek üzere tercihte bulunabilecektir.''
Özgenç, her tercihte bulunanın da bir programa yerleştirilmeyeceğinin altını çizdi.
''Yapılan revizyonun üniversitelerin kalitesizleşmesine neden olup olmayacağı'' sorusu üzerine Özgenç, Türkiye'de ortaöğrenimin her geçen yıl kalitesinin arttığını belirtti.
Özgenç, yükseköğrenime gelen öğrencinin başarısında, kalitesinde bir düşüş olduğunu söylemenin mümkün olmadığını vurguladı.

-''İSABETLİ BİR KARARDIR''-
YÖK'te dün alınan bu kararın, karara muhalif olanlar tarafından 'diplomaların değersizleşeceği' yönünde eleştirildiğini'' söyleyen bir gazeteciye Özgenç, ''Burada her şey konuşulur, tartışılır. Oylama yapıldı, kimin muhalefet ettiğini bilmiyorum. Şu an yapılanda herhangi bir teknik yanlışlık söz konusu değildir. Yükseköğrenimin kalitesini, başarısını düşürmeye yönelik bir sonuç doğuracak karar değildir. Doğru bir karardır, isabetli bir karardır'' dedi.
Yükseköğretimdeki kapasitenin arttığını ifade eden Özgenç, belli alanlarda bu kapasiteyi artırmanın doğru olup olmadığının tartışılabilir olduğunu söyledi. Özgenç, ''Bizim için amaç, insanların mümkün olduğu kadar yükseköğrenim imkanından yararlanmasını sağlamaktır'' dedi.